Dünyaya verilen son bilgilerde, kainat maddelerinin nasıl meydana getirildiği ve bu maddelerin nasıl topluluk oluşturdukları ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Bu bilgiler topluca bir senteze tabi tutuldukları takdirde, kainatta var olan her şeyin ve dolayısıyla kainatın olduğu gibi bir topluluktan ibaret olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bununla birlikte, kainatta bulunmayan ruhun sonsuz tekamül ihtiyaçlarından sadece bir tanesinin bu toplulukla tamamlandığı da ifade edilmiştir. Ruhun tekamül ihtiyacıyla paralel olarak gelişen madde topluluklarının genel durumu hakkında kısaca bir değerlendirme yapalım.
Bir insan şuurunun, öz varlığın insan beyninin manyetik alan sentezine direkt bağlantısından yansıyan bir kısım manyetik alanı olduğu ve bir insan idrakinin de, öz varlığın kendi idrakinden ayrı beyin merkezinde meydana gelen molekül hareketleri olduğu bilgisi eğer hatırlanacak olursa, açık bir şuur ve geniş idrakli bir hayatın ancak dünya hayatından sonraki hayatlardan devam edebileceği kolayca anlaşılacaktır.
Dünya hayatından sonra insanların öz varlıkları yarı süptil bir alem olan sevgi aleminde yaşamaya devam etmektedirler. Fakat, bu sevgi alemi öz varlıklar için bir son durak değildir. Çünkü bu alem kabul ettiği her varlığı bir süre sonra kendi üzerinde bulunan vazife planlarına yolcu etmektedir. Hiçbir varlık sevgi aleminde sonsuza dek kalamamaktadır.
Dünyadaki insanlık hayatının, her büyük dünya devresinin sonunda özellikle sağ bırakılan insanlar sayesinde yeniden başladığı dünyaya verilen son bilgilerde açık olarak ifade edilmiştir. Dünya dillerinin nasıl ve ne zaman ortaya çıktığını bu son verilen bilgilere göre kısaca ve basitçe izah etmeye çalışalım.
Her büyük dünya devresinin sonunda mevcut kıtalar çökerek okyanus tabanından yeni kıtalar ortaya çıkmaktadır. Fakat, bu mevcut kıtalar çökerken tamamen sular altında kalmayıp yüksek dağların tepeleri okyanus üzerinde bir ada şeklinde ortada kalmaktadır. İnsan neslinin devamı için özellikle hayatta kalması gereken insanlar da bu adalara sığınarak canlarını kurtarmaktadırlar. Kısaca her devre sonunda yeni ortaya çıkan büyük kıtalarda insan bulunmamakta ve dünyanın manyetik alanı da tersine dönmüş olmaktadır.
Dünyaya verilen son bilgilere göre, dünya hayatı ve dünya hayatında meydana getirilen olayların tümü, ruhların tekamül ihtiyaçlarını karşılayacak olan öz varlıkların öz bilgilerini sağlamak ve onları bu büyük göreve hazırlamak içindir.
Öz varlıkları vazife hayatlarına hazırlayan unsurlar onların öz bilgileri olmaktadır ve bu öz bilgiler de dünya olaylarıyla temin edilmektedir. Dolayısıyla, tüm dünyada meydana gelen olaylar insanların idrak edemedikleri büyük ve ilahi bir amaca yönelik olduğu için, vazifeli varlıkların kontrolü altında meydana getirilmekte ve herhangi bir tesadüf bulunmamaktadır.
Varlıklar, kainat üstüne ait prensip ve mekanizmalara bağlı olarak hareket etmektedirler. Dolayısıyla hepsinin kazançlarının niteliği de birbirine benzemektedir. Bu kazançlara öz bilgiler denmiştir ve ruhların tekamül ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Varlıkların bu öz bilgilerinin neden nitelik bakımından birbirine benzediklerini kısaca ve basitçe izah etmeye çalışalım.
Aynı süptil maddelerden aynı sebep ve mekanizmalarla meydana getirilen bütün varlıklar, ilk önce kendilerinde bulunan içgüdüleriyle atomları manyetik alanlarından kontrol etmeyi öğrenmektedirler. Maddeler çeşitli atom topluluklarıdır ve atomların manyetik alan sentezinden o maddelerin manyetik alanları meydana gelmektedir. Bütün varlıkların tecrübeleri, bu atom topluluklarını yani maddelerin sentez haline gelmiş manyetik alanlarından kullanmayı öğrenmekle birlikte artmaya başlamaktadır.
Dünyaya verilen son bilgilere göre, ruhların tekamül ihtiyaçlarının sonsuz ve insanlar için de idrak dışı olduğu söylenmiştir. Bu sonsuz tekamül ihtiyaçları da birbirinden farklı sonsuz kainatlarla karşılanmaktadır. Bu bilgilerden, ruhların her kainat için ayrı bir tekamül ihtiyacı olduğunu ortaya çıkarmak mümkündür.
Yani bu kainatta tamamlanması gereken bir tekamül ihtiyacı daha üst veya daha alt bir kainatta tamamlanmamaktadır. Bu durumda, bizim kainatımıza yansıtılan ruhların tekamül ihtiyaçlarının da birbirine benzer olması gerekir.



























