Bir insanın dünyada yaşadığı iyi veya kötü olaylar onun vicdan mekanizmasında kabaca yapılan bir hesaptan sonra şuur dışına bir kıyas bilgisi olarak kaydedilmekte ve yıllar içinde unutulup gitmektedir.
İnsanlar, düşüncenin ne olduğunu, nasıl meydana geldiğini, kendisini ve diğerlerini nasıl etkileyip ne gibi sonuçlar doğuracağını bilecek ve tahmin edecek kadar şuur ve idrakleri gelişmiş durumdadır.
Bu bilgi, varlıkların vazife planlarına nasıl hazırlandıklarını ve hangi aşamalarda bulunduklarının genel bir sezgisini verir. Kainat üstünde bulunan ruhlar, tekamüllerini tamamlamak için kainat maddelerinden meydana getirilmiş varlıkları araç olarak kullanmaktadırlar.
Bu konuya pratik açıdan bir bakalım. Dünya hayatının amacı, yüksek planlar tarafından verilen son bilgilerden sonra net olarak açıklığa kavuşmuştur. Bu son bilgileri doğru dürüst incelemiş olanlar, bu bilgilerin ne kadar çok yüksek değerlere sahip olduklarını fark etmişler ve bu gerçeğin sezgilerini kazanmaya başlamışlardır. Dünya hayatının öncesini, sonrasını ve amacını açıkça ifade etmiş olan bu bilgiler, her varlığın er veya geç mutlaka fark edip sezgisine varacağı bilgiler olacaktır.
İnsanlıktan evvelki safhaların bedenleri doğrudan doğruya varlığın sahip olduğu idrak ve irade ile yönetilmekteydi. Dolayısıyla bu safhanın bedenleri dünyada yaşarken hiçbir hareketlerinden sorumlu değildiler. Otomatik yaşadıkları bu dünya hayatında bir sorumluluk yüklenmeyen bedene ait iradeler bir sonraki safha olan insanlık safhasında sorumluluk yüklenme hakkına sahip olmaktadır.
İnsan hayatının gerçek amacı ve hedefi hakkında az çok bilgiye sahip olanlar, insanlığın ulaşmış olduğu realitelerin ne kadar çok gelişmiş olduğunun farkındadırlar. Zira, şimdiki zamanın en geri realitesi, içinde bulunduğumuz bu devrin ilk zamanlarında meydana gelen en ileri realitelerle kıyas edilemeyecek kadar ilerlemiş bulunmaktadır.



























